Yazan: Luc Barbé
Çeviren: Ece Özen

Belçika’da iki yeşil parti bulunuyor. Flaman kesiminde ve Brüksel’de Hollandaca konuşan Groen ile Valonya ve Brüksel’de Fransızca konuşan Ecolo. Çoğu gözlemci, 1999 ve 2009’daki başarılarının üzerine çok az bir ilerleme kaydetmiş olmasına rağmen Ecolo’yu çok başarılı olarak görüyor. Groen ise büyük bir hayal kırıklığı. Anketler ve iklim krizinin önemi göz önüne alındığında daha fazlası ümit edilmişti. 

Ecolo, Valon ve Fransız topluluğu hükümetinin bir üyesi. Ecolo ve Groen Brüksel hükümetinin de bir parçası ve 2020’nin başındaki görüşmelere göre Federal Hükümetin bir parçası da olabilirler. 

İki partinin de ortak sorunları var. Avrupa iklim politikası son aylarda, Avrupa Yatırım Bankası’nın yeni kredi politikası, sürdürülebilir yatırım için yeni standartlar ve özellikle AB Komisyonu’nun Avrupa Yeşil Düzeni ile önemli ölçüde değişti. Politikanın şüpheli tutarlılığına rağmen –  tarım politikası nerede? – çoğu vatandaş bunu yapısal bir kırılma olarak görüyor. Şunu netleştirelim ki, iklim kriziyle baş etmek için günümüzdeki ekonomik modeli yeşil bir alternatifle değiştirmekten daha fazlasına ihtiyacımız var ve bizi büyük zorluklar bekliyor. İklim değişikliğinin görünürlüğünün artması Yeşil partilere yardımcı oldu. Birbiri ardına gelen uzman raporları müdahelenin aciliyetini gözler önüne seriyor. Gençler iklim krizi için daha çok sokağa çıkıyor ve iş dünyasına yapılan karbon nötr bir topluluk çağrısı gitgide daha yüksek sesle ifade ediliyor. 

Federal Hükümet’e katılma olasılığı hem Ecolo hem de Groen için zorluklar yaratmakta. Gelecekteki hükümet çok az hamle olasılığı bulunan çok zor bütçesel problemlerle karşı karşıya gelecek. Böyle bir durumda yeni hükümet radikal iklim politikalarını sürdürmeye istekli olacak mı? Peki ya sosyal adalet ve göçmenlik politikaları? Bu sorular yedi ya da sekiz partiden oluşan yönetilmesi zor bir hükümet koalisyonunda nasıl bir rol oynayacak? Ecolo; Valon, Brüksel ve Fransız kesimindeki meclislerde başarılarını gösterebilecek. Groen’in ise böyle bir olanağı yok. 

2024’te seçmenleri ikna edebilmek için her iki partinin de geleceğe bakan ve hükümet katılımından kaynaklanan potansiyel sonuçları dengeleyebilecek kendi projelerini geliştirmeleri gerekecek. 

Bunlara ek olarak Groen, üç farklı zorlukla karşı karşıya: Birincisi seçmenlerin bir kısmında partinin mesajı şehirli, elitist ve ahlak dersi veriyor olarak algılanıyor. Diğer partiler de bu algıyı beslemek için ellerinden geleni yapıyorlar. Groen bu algıyı düzeltmek için yıllardır uğraşıyor; ancak çok ufak bir sonuç elde edebildi. İkinci olarak, aşırı sağcı Vlaams Belang’ın (Flaman çıkarları) ve ayrılıkçı Yeni Flaman İttifakı’nın baskısı altında çeşitlilik ve göç, Flaman Bölgesinde yıllardır en önemli sorunlardı. Groen’in bu partilere karşı tutumu, radikal bir muhalefet; ve nüve seçmenleri de bu duruştan oldukça memnun. Ancak diğer potansiyel seçmenler Groen’in radikalliğinden dolayı fikir değiştiriyor. Groen’in açık/kapalı toplum ve iklim fay hatları ile ilgili tutumu pek çok seçmen için rahatsız edici; hatta tehdit olarak görülüyor. Değerlerinizden ödün vermeden bu sorunu nasıl çözebilirsiniz? 

Groen’in karşı karşıya kaldığı üçüncü problem ise Yeşil Program ve bilim arasındaki gerilim. Basındaki doğruluk kontrolü eğilimi, Groen’in de işine yarıyor. Ancak GDO ve 5G konusunda Partinin bilimsel tutumu zayıf ya da hiç olmadığı için gazetecilerin saldırılarına maruz kalıyorlar. Baskı önümüzdeki yıllarda da artarak devam edebilir ve bu, Partinin güvenilirliğini sarsabilir. Acaba Groen 2024’te seçmenlerin yüzde 12-15’inin desteğini alabilen orta ölçekli bir parti olabilecek mi? Bu hedef şu an ulaşılabilir değil; ancak Flaman parti siyasetinde yer alabilmek için önemli bir ön koşul.

Ecolo’nun karşı karşıya olduğu özel bir problem daha var. Geçtiğimiz yıl, Ecolo’nun da çoğunlukta olduğu belediye bölgelerinde sivil itaatsizlik kampanyaları düzenleyen ‘Yokoluş İsyanı’ (Extinction Rebellion) gibi yeni hareketler ortaya çıkmaya başladı. Ecolo bu durumda iki tarafta birden bulunuyor: Ecolo içindeki gerginlikler ve Ecolo-halk-hareketler arasındaki gerginlikler. Fransızca konuşan Belçika’da son yıllarda halkın katılım ve ortak yönetim isteği arttı. Çoğu belediye, halk komiteleri organize ediyor ve Brüksel Parlementosu radikal ve yenilikçi bir girişim olan halk ve parlemento üyelerinin karışımının oluşturduğu bir komiteye sahip. Önümüzdeki yıllarda, Ecolo bu dinamikleri ilerletme fırsatına sahip olacak. 

Belçika’nın şu anki siyasi durumu, iklim meselesinde olduğu gibi, Ecolo ve Groen’e yeni fırsatlar sunarken, olası hükümet katılımı gibi zorluklarla da karşı karşıya bırakıyor. Belçika politikası yıllardır durağanlıktan uzak ve sonuçlar özellikle Flaman Bölgesinde değişken. 2024’teki seçimlerde partilerin oyları yüzde 5 ile 10 arasında değişebilir. Bu durum doğal olarak parti yönetimlerinde gerginliğe sebep oluyor. Önümüzdeki seçimin kazanan partileri, yeni ve ilgi çekici hikayelere sahip partiler olacak. Hükümete katılım bazı partilerin imajını düzeltirken, bazılarının imajını ise kötü etkileyecek. Son olarak, önemli bir soru daha var. Yeşil partiler, sosyal bir gerileme döneminde yaşadıklarını düşündükleri için haklı veya haksız olarak siyasete küsen insanları, sosyal bakımdan adaletli ve kapsayıcı yeşil değişimin vaad ettiği iyi bir geleceğe inanmaya nasıl teşvik edecek?

Green European Journal’ın Mart 2020 tarihli sayısında yayınlanmıştır.
https://www.greeneuropeanjournal.eu/the-wild-world-of-belgian-politics/

Görsel: http://samensemble.brussels/nl/ecolo-groen-samensemble/

Önceki İçerikSiyasi Ekolojinin Üç Kabilesi
Sonraki İçerikKutuplaşmış Finlandiya