Yazar: Simo Raittila
Çeviren: Ece Özen

2019 Avrupa seçimleri Yeşiller’in bugüne kadarki en büyük zaferiydi. En büyük ikinci parti olan Yeşiller, iki milletvekili çıkardı. Brexit sürecinden bugüne üçüncü milletvekilini Meclise gönderdiler. Bu başarıdan sonra Yeşiller Partisinin basın sözcüsü Heikki Isotalo, 2019’un sonlarından beri yapılan anketlere göre eski partilere olan desteğin tarihte ilk defa %50’nin altına düştüğünü açıkladı. Yeşiller, destekçilerini on yıllardır düzenli olarak arttırırken, bir diğer ‘genç parti’ olan sağcı populist Fin Partisi, 2011’den bu yana üç parlamento seçiminde de oyların yüzde 17;5 ila 19’unu almayı başardı. Fin siyaseti oldukça kutuplaşmış durumda.

Bu politik ayrışma geleneksel olan ekonomik sağ-sol ayrışmasından; sosyal ve kültürel, diğer bir deyişle, kimlik ayrışmasına evriliyor. Siyaset bilimciler günümüzdeki politik ayrışma için yeni terimler kullanıyorlar: Yeşil-Alternatif-Özgürlükçü (Green-Alternative-Libertarian (GAL)) ve Gelenekçi-Otoriter-Milliyetçi (Traditionalist-Authoritarian-Nationalist (TAN)). Yeşiller ve Finler bundan faydalanıyor: Yeşiller, iklim eyleminden yana güçlü bir şekilde dururken; eski partiler bu durumda iki tarafı da desteklemiyor; popülistler ise tamamen karşı çıkıyor.

Güç el değiştirdikçe, Fin parlamentosunda güçlü bir koalisyon kurmak da gitgide zorlaşıyor. Eski yerleşik partiler olan Sosyal Demokratlar, Merkez Parti ve Ulusal Koalisyon partilerinden ikisi bir temel oluşturmak konusunda yetersiz; şu an genç partilere de yer verilmesi gerekiyor. Fin siyasetinin geleceğinde kurulacak koalisyonlar, sol-sağ ayrımının üzerinden geniş tabanlı bir iş birliğine güvenmek zorunda kalacak veya her zaman Yeşiller ve Finler’den yalnızca birini içerecek. Azınlık hükümeti fikri de bir çözüm olabilir; ancak bu durum Fin siyasetinde 40 yıldan uzun süredir görülmedi.

Şu anki Fin hükümeti; Sosyal Demokratları, Merkez Parti’yi, Yeşiller’i, Sol İttifak’ı ve İsveç Halk Partisi’ni içeriyor. Popülist sağın yükselişine karşı çıkmak için, Yeşil Yeni Düzen politikalarının hayata geçirilmesi ve anlatıyı değiştirecek ve insanlara adil bir geleceğe dair umut ve güven  verecek kadar geniş bir ölçekte olması gerekir. Yeşiller, Parlamentonun bir parçası olarak bu görevi üstlenmeliler. 

Bu yaklaşımdaki tek sorun, partilerin sadece sulandırılmış çözümleri kabul edecek olması. Eğer Finler Partisi yeteri kadar güçlenirse, Merkez Parti ve Ulusal Koalisyon Partisi’nin bir kısmı destek vereceklerini şimdiden ima ettiler bile. Bu işaret Finler’e ulaşmış olmalı ki, 2015’ten 2017’ye kadar iki muhafazakar partiyle kurdukları başarısız koalisyonlarından bu yana daha açık bir şekilde ırkçılık yapmaya başladılar.

Green European Journal’ın Mart 2020 tarihli sayısında yayınlanmıştır.
https://www.greeneuropeanjournal.eu/polarised-finland/

Görsel: https://www.neweurope.eu/article/greens-triumph-finnish-local-elections/

Önceki İçerikBelçika Siyasetinin Vahşi Dünyası
Sonraki İçerikCephe oluşturma: Aşırı Sağa Karşı Hükümette Avusturyalı Yeşiller